fbpx

Parke Çalıştayı 2017 Konuşma Metinleri

Bu yıl ikincisini düzenlediğimiz  Parke Çalıştayı’na gelen herkese  hoş geldiniz diyorum.

Öncelikle katılımcılarımızı tanıtmak isterim;

AGT Ağaç Sanayi adına, Marka ve Pazarlama Müdürü Sn. Özge Sipahioğlu

MDF ve Yonga Levha Sanayicileri Derneği adına, Kastamonu Entegre A.Ş. Satış Müdürü Sn. Cem Selep

MDF ve Yonga Levha Sanayicileri Derneği adına, Yıldız Entegre A.Ş.  Satış Müdürü Sn. Ergün Hacımurtazaoğlu

Parkeciler Birliği adına Sn. Satılmış İnan

Orsiad Derneği adına Genel Başkan Sn. Necati Yılmaz

Orsiad Derneği Toptancılar Komisyon Başkanı Sn. Zeki Kara

Ve değerli ustalarımız…

Her şeyden önce şehitlerimiz için herkesi   1 dakikalığına saygı duruşuna davet ediyorum.

Evet.. tekrar hoşgeldiniz diyerek çalıştayımızı öncelikle Özge Hanım’a söz vererek başlatmak istiyorum

ORSİAD: Özge Hanım, yıllık olarak Türkiye’de satılan laminat parke miktarı nedir?

Özge Sipahioğlu: Öncelikle herkese hoş geldiniz demek istiyorum. AGT’de pazarlama müdürü olarak görev yapıyorum fakat Mimarlık mesleğini de icra ediyorum. Ustalarımızla, üreticilerimizle, bayilerimizle böyle bir ortamda buluşmaktan memnuniyet duyuyorum. Umarım bu çalıştay herkes için anlamlı bir noktaya ulaşır düşüncesindeyim.

Türkiye’deki pazarla ilgili şöyle bir veri sunmak isterim. Bununla ilgili çok kaynak araştırdım ve açıkçası verilere ulaşmakta zorlandım.  Sektör 120-130 milyon m2 arası bir pazar büyüklüğüne sahip. Biz bu büyüklükle çok daha uzun yıllar önce bu sempozyumları yapmalıymışız diye düşünüyorum. Bugün Çin ve Almanya’dan sonra sektörde 3. büyük pazarız.

Parke sektörünü dünya bazında değerlendirecek olursak;  baktığımız zaman,  yaklaşık 1.2 milyar bedel olarak ve bunun sadece Avrupa ölçeği 800 milyon.  Avrupa gibi bir coğrafyayı düşününce Türkiye’de 120-130 milyonları konuşuyorken hep beraber birlik olup kazanmamız gerektiğini bu rakamlarla da görmüş oluyoruz.

ORSİAD:  Ergün Bey, aynı soruyu size de yöneltmek isterim, Türkiye’de yıllık üretim miktarı nedir?

Ergün Hacımurtazaoğlu: Herkese hoş geldiniz diyorum. Özge Hanım’ın söylediği gibi sektörümüzde çok sağlıklı verilere ulaşma şansımız pek yok. Çünkü kapalı devre çalışan bir sektörümüz var pek paylaşmıyoruz.  Evet Özge Hanım’ın söylediği rakamlara katılıyorum fakat yine de net değil.

Ustalarımızla ilgili birkaç şey söylemek isterim. Bizim sektörde buradaki unvanlarımızın oluşmasında en önemli etken ustalarımızdır. Biz usta organizasyonuna çok önemi veriyoruz. Çünkü laminat parkeyi usta sattırır. Türkiye’de kimse marka olarak gelip sizden parke istemez. Genelde usta arkadaşlara tavsiye üzerine parke satılıyor Türkiye’de. Biz ustalarımızın eğitimlerine çok önem veriyoruz.

ORSİAD:  Cem Bey, sizin rakamlar konusunda düşünceleriniz nelerdir? Ve bu rakamlar artar mı?

Cem Selep:  Evet doğru bir rakam kargaşası var ve net bilgilerin söylendiği  gibi pazarla paylaşılmaması sebebiyle  bu konuda net olmasa da rakamlar örtüşüyor. Türkiye’de bu sene için söyleyebileceğim rakam 125-130 milyon arası ihracat dahil bir rakam. İhracat maalesef  bu rakamın 5-6 milyonu.  İç pazarda çok ciddi düşmüş olmasına rağmen 12 milyon m2 ithalat mevcut.
Bu sene geçen seneye oranla baktığımızda tespit ettiğimiz Türkiye’de laminat parke pazarı %2 civarında büyümüş. Bir sonraki sene içinde muhtemelen aynı  oranlarda olacak. Yeni kapasiteler olacak tabii ki söylediklerim Kastamonu Entegre’yi bağlıyor. Bu yıl Adana’da yeni bir hat kuruyoruz.  Bunu kurmaktaki amacımız fabrikalara kapasite kaybettirmemeyi , ustalara ve bayilere daha fazla para kazandırmayı hedefliyoruz.  Amaç, işlerin hareketli olduğu zamanlarda üst segment diye nitelendirdiğimiz ürünleri pazarda sürekli bulundurabilmektir.

ORSİAD: Necati Bey, ORSİAD Derneği Genel başkanı olarak tüm parke sektörünün genel kapasitesi nedir sormak isterim?

Necati Yılmaz: Öncelikle herkese teşekkür ediyorum. Arkadaşlarımın söylediği rakamlara katılıyorum. Pazarın ağırlığı laminat parkededir. Pazar payı olarak, lamine parkedeki 120 milyonun içindeki pay 3.5 4 milyon m2. Yaklaşık 150- 200 bin m2 de masif parke var. Pazarın yaklaşık %3.5 luk bir kısmını oluşturuyor.  Belki 40 bin m2 de eski çam döşemeler bazı yerlerde tercih ediliyor. Bu tabii tüketici alışkanlıklarıyla  ilgili bir durum. Zamanla tercihler Avrupa’ya paralel hale gelecektir.

ORSİAD:  Necati Bey,  Dernek olarak şuanda sektöre ne gibi yenilikler getirmeyi düşünüyorsunuz?

Necati Yılmaz: Sektör son 10 senede çok hızlı büyüdü. 15- 16 milyon m2’lerden 130 milyon m2’ lere çıktı. Pazar büyüdükçe, rekabet arttıkça üreticiler planlamalarına paralel üretim yapıyorlar.  Üreticiler belli bir standardı yakaladı. Her üretici şu an Avrupa’daki kaliteyle yarışır hale geldi. Burada kalite konusunda tartışmasız belli bir standart yakalandı. Ama aynı kaliteyi uygulama için söyleyemeyiz. Eskiden iyi bir ustanın yetişmesi 3-4 seneyi buluyordu, sektörün bu kadar hızlı büyümesine paralel olarak usta sayısında artış oldu. Ehil ve ehil olmayan herkes usta oldu.  Ama ustalık sıfatında olmayan  bunu hak etmeyen kişiler de ortaya çıktı. Çünkü talep çok fazlaydı. Bu da uygulamada çok ciddi sorunlar doğurdu. İsterseniz dünyanın en iyi kalite parkesini üretin ama uygulama doğru olmazsa bir işe yaramayacaktır. Dolayısıyla burada ciddi bir eksiklik var. Üreticiler olarak en büyük sorunumuz satış sonrası hizmet bölümünde değerlendirme yaptığımızda sorunların %96’sı uygulama ve işçilik hatası.  Sonuç olarak ORSİAD olarak buradaki eksikliği görüp uygulamada, ustalıkta belli bir standart oluşturmak bunun için bir yola çıktık. Bu standardın resmi bir belgsi olsun istedik.  Türkiye’ de Merkezi Yeterlilik Kurumuyla dernek olarak protokol imzaladık. Parke uygulama standartlarını belirleyeceğiz. Bu çerçevede devlet eliyle sertifikalandırmaya gidilmiş olunacak.

ORSİAD: Zeki Bey, toptancılar olarak fabrikalardan, ustalardan sektörden beklentileriniz nedir?

Zeki Kara: 1996 yılından beri bu sektörün içerisindeyim. 1996 yılında sektöre girdiğimde laminat parke 350.000m2 idi. Şu anda 120-130 milyon m2’lik bir pazar var. 240 milyon m2 de kurulu kapasite var.  Yaklaşık 20 yıl içerisinde çok ciddi bir laminat parke üretimi oldu. Fabrikalar yeni yeni markalarla sektöre giriyorlar.

Bu işin en büyük problemi , sahada bu işi nihai tüketiciye ulaştıracak bayileri ve uygulayıcı arkadaşları ne kadar sisteme dahil edebiliyoruz. Üretici firmaların ürettiği toplam 3 milyar TL’lık laminat parke ürününü, riskini alıp pazara sunan bir toptancı profili var. 130 milyon m2’lik parkeyi fabrikaların depolarından ara toptancı bayilerinin depolarına geldikten sonra montaja çıkan bir montaj ordusu var.  Maalesef sektörümüzün,  orman ürünleri sektörümüzün tam bir tanımı yok. Aslında Bakanlığın ve üretici firmaların bu konuda yaptırımları olması gerektiğini düşünüyorum.
ORSİAD olarak, uygulamacıları, ustaları bir standarda oturtmak gerekiyor. Üretici firmalara bunu götürdük. Merkezi Yeterlilik Kurumu olarak protokol yapıldı bunu toptancılara sunduk. Biz de bu süreçte çok şey öğrendik.  Fabrikaların artık işin içinde olması gerektiğinin farkına vardık. Maliyetini fabrikaların takip edeceği konular var. Ürünlerin montajına standart getirilmesi konusunda bizi yönlendirmeleri gerekiyor.  Bu konuda bu toplantıdan çok umutluyum.

ORSİAD:  Satılmış Bey, parke ustalarının sorunları nelerdir, Sektörden beklentileriniz nelerdir?

Satılmış İnan:  Herkese hoş geldiniz diyorum. Binlerce usta adına buradayım. Evet sorunlarımız çok. Biz yaklaşık 15 yıldan beri meslekte usta olmamıza rağmen hak ettiğimiz değeri görmüyoruz.  Bunu maddi açıdan söylemiyorum. Sektörde insanların gözünde bir kıymetimiz vardı, değer görüyorduk. Laminat parke üretimi başladıktan sonra, örneğin bizim 2010 yılında aldığımız parkenin m2’si yaklaşık 12-13 TL civarındaydı. Şu anda m2 fiyatı  17-18 TL. Burada 6 sene içinde yaklaşık %70 gibi fark artmasına rağmen m2’si 2.5 TL ya yapılan işin fiyatında bir artış olmadı. Ustalarımız hem uygulamada zorluk çekiyor hem de finanse etmekte zorluk çekiyor. Bir ustanın yanına bir kişi almadan 50m2 eşyalı bir mekanı  döşeme imkanı yok.

ORSİAD:  Ustanın maliyeti nedir? Masraf kalemleri nedir?

Satılmış İnan:  Kullandığı aracın maliyeti en az 25.000TL çünkü malzeme yükleyecebilecek bir araba olması lazım. Malzemesi var, yanında çalıştırdığı elamanın sorumluluğu var.  Gerekirse SGK maliyeti var ve bu arkadaşa en kötü günlük 120 TL para ödüyor.  Biz usta olarak öncelikle kendi değerimizi bilmemiz lazım. Biz nasıl fabrikalara entegre oluyorsak onların da bizi görmesi gerekiyor. Söylendiği gibi ceketimizi alıp gitmiyoruz. Bizim aramızda 1500 TL ayda kazanamayan ustalarımız var. Ya da 5-10 gün çalışıp ayın geri kalanını boş geçiren ustalarımız var. Usta gibi ustanın yetişmesi en az 2 yıllık bir süreçtir. Laminat parkenin nakliyesini,  hamallığını işçiliğini ustalar yapıyor artık. Şikâyetler daha çok buradan geliyor. Bayi müşteriyi kaybetmemek için diyor ki parkeyi ustayla gönderiyoruz.  Şimdi usta o parkeyi götürdüğünde arabasıyla yapacağı maliyet artı bir masraf. Bu ustanın cebinden çıkıyor.  Bunu ne müşteri ne de bayi duyuyor. Çünkü fabrika yıllık sattığı mala bakıyor. Örneğin bayiye bir kota vermiş  1milyon m2 satarsan  sana %5 prim vereceğim. Ama bu primden usta faydalanamıyor, Bayi  1 milyon m2 satmıyor çünkü 600.000m2  satıyor 400.000m2’ sini usta satıyor. Usta sattığı için ustanın alacağı primi de bayi alıyor.

ORSİAD: Uygulama rakamları nedir? Fiyat farkları da söz konusu , uygulamanın m2 başına 1 TL olan da var 7 TL olan da var. Bu fiyat farkının Sebebi nedir?

Satılmış İnan:  Öncelikle laminat parke her şeyden önce bir marka bunu herkes söylüyor. Markaya sahip çıkmıyoruz. Üreticiden  başlayarak toptancı ve ustaya kadar bu böyle. Ürettiğimiz malı denetlemiyoruz. Yaklaşık 15 yıldır çalıştığım inşaatlarda kimse gelip demiyor ki , benim parkemi nasıl döşüyorsun, nereye koyuyorsun vs.  hiç  bugüne kadar denetleyen olmadı. Bunun fabrika, toptancı ve uygulamacı sıralamasıyla denetlenmesi gerekir.

ORSİAD:  Özge Hanım, fabrikaların sırasıyla toptancılar ve ustalardan beklentileri nelerdir?

Özge Sipahioğlu: Öncelikle Satılmış Bey’e çok teşekkür etmek istiyorum. İlk ağızdan sorunları öğrenebiliyoruz. Sorunuza gelmeden önce bir kadın olarak, son kullanıcı olarak eve gelmiş bir usta bize ne ifade ediyor buna değinmek isterim.  Örneğin ev hanımıyım, evimde 70m2’lik bir alana parke uygulaması yaptırmak istiyorum. Bir usta 4 TL’ya yapalım diyor diğer usta 5 TL’ ya yaparım diyor. Bu toplamda  70-80 TL maliyete denk geliyor ve  benim 20 yıllık parke kullanımımı belirleyecek. Bizim toptancı olarak son kullanıcıya bu katma değeri anlatmamız lazım. Evet fabrikaların markalaşması önemli ama Satılmış ustanın da söylediği gibi laminat parkenin uygulamasının da markalaşması lazım. Bu 80 TL’lık fark örneğinden gidecek olursak uzun vadede çok bir şey ifade etmiyor belki.  Yani işçilik açısından göze alınabilecek bir fark. Aslında sorun şurada başlıyor biz toptancılar ve fabrikalar ve uygulayıcılar olarak bu artı değerin çok farkında değiliz. Biz öncelikle bu 80 TL’lık farkı alabileceğimizi kabul ediyor muyuz? 20 yıllık oturulan bir ev için bu  farkı ödemem diyen yoktur sanıyorum.  O zaman şöyle yapmamız lazım. Yapılan uygulamaları, sattığımız ürünleri, alt bayiye verdiğimiz malzemeleri gerçekten son kullanıcıya layık halde sunmalıyız ki hep beraber bu kaliteyi artırırsak biz bu fiyat farkını alabiliriz. Kimse kötü işçilik yapan 4 TL’lık ustayı tavsiye etmez.  Buradaki fark işi iyi yapana iyi para, kötü yapana kötü para ve bir süre sonra kötü işçilik ortadan kalkacak elek üstünde kalanlar daha da değer kazanacak.
Necati Bey’in de dediği gibi 20 yıl önce usta çırak ilişkisi vardı. Ben de birçok şantiyede ustadan çok şey öğrendim. Ancak işi değersiz hale getirip herkesi usta yaparsak artık ustadan öğrenme diye bir şeyi de kaldırırsak bir şey bilmeyen bir usta ordusu oluşacak.
Fabrika olarak biz ne yapmalıyız? Biz AGT ailesi olarak şehir şehir geziyoruz ve  1200 ustaya ulaştık. Ve şunu yapıyoruz fabrika olarak gidiyoruz eğitimleri veriyoruz ve sonra da bir sınava tabii tutuyoruz.   En azından 30 sorunun 15 ini doğru yapan usta bizim için yola devam edebileceğimiz bir ustadır diyoruz. O ustalarla yola devam ederek işini iyi yapan ustayı ayıracak projeler üzerinde çalışıyoruz. Bu kalite farkını ortaya koymazsak herkese usta, herkese üretici herkese toptancı gözüyle bakarsak hiç kimse kazanamaz.

ORSİAD:  Ergün Bey, sizin toptancılar ve ustalardan beklentileriniz nelerdir? Üretici olarak takibini yapabiliyor musunuz?

Ergün Hacımurtazaoğlu: 2004 yılında parke üretimine başladık. Ve yaklaşık 4 yıl boyunca usta arkadaşlara 10 ayrı şehirde eğitim seminerleri verdik, sertifikalar verdik. Biz o 1 saatlik sürede kimseye parke döşemeyi öğretmedik. Oraya gelen arkadaşlar zaten ehil arkadaşlar. Burada Satılmış ustanın da söylediği gibi mesele para değildir. Laminat parkenin döşeme birim fiyatı değildir.  Esas sıkıntı usta arkadaşların bir sertifikayla bir kimliğinin olması gerekiyor. Bizim sektörün sertifikası yok.  Nihai tüketiciler olarak işimizi o an en hızlı ve ekonomik olarak hangi ustaya gördürüyorsak o ustaya teslim oluyoruz.  Bu yüzden de fiyatlar standart olmuyor.

Bayiler tarafına baktığımızda ustaya m2 başına 4 TL veriyorum sigortasını yapıyorum diyor. Usta 2 TL alıyorum diyor demek ki burada 2 TL bir kaçak var. Ya bayi alıyor ustaya vermiyor ya da usta alıyor söylemiyor. Dediğim gibi biz fabrikalar olarak bu fiyatları belirlemiyoruz. Kullandığımız ürünün hammaddesi ithal, enerjisi ithal, odunu doğal gazi dışarıdan alıyoruz. Maliyetlerimizin artış nedenleri dövize endeksli. Biz fabrikalar olarak usta arkadaşların sorunlarını ancak bir organizasyona bağlı olarak çözebiliriz. Eğer bu işi bir sertifikasyon programına döküp bu belgelerle hareket edersek mesela Almanya’da mutlaka sertifikalı usta gelir başka koşulu yoktur. Bu işi eğitimle bir standarda kavuşturmazsak bu sorun bitmeyecektir.  Denetleme yok, çünkü fabrika olarak satış sonrası hizmet departmanında çalışan arkadaşlar sahada usta arkadaşların montajını yapmış oldukları şikayetleri incelemek için gidiyorlar. Ama uygulama yapılırken denetleme şansımız yok. Uygulamanın standardı ustadan ustaya değişebiliyor çünkü. Biri köpük sıkar diğeri çivi çakar vb.  Eğer usta arkadaş gittiği işten mutluysa köpük sıkar süpürgeliği öyle yapıştırır ya da ben zaten bu işten 2 TL kazanıyorum çakarım çiviyi geçerim diyebilir. Siz dernek olarak bir fiyat listesi oluşturmuşsunuz ama bu kağıt üstünde kalır inancındayım. Evet biz çeşitli eğitimler veriyoruz ama 1 saatlik bir toplantıda parke nasıl döşenir öğretmiyoruz açık söylemek gerekirse orada ustalara ürünümüzü tanıtıyoruz,  yemek ikram ediyoruz hediye veriyoruz çünkü parkeyi usta sattırır bu bir gerçektir.
Evet bu işin bir standarda oturması gerekir ve bunun da devlet eliyle yapılıyor olması inanıyorum ki sorunun çözülmesine yardımcı olacaktır.

Cem Selep:  Ergün Bey’e katılıyorum. Parke ustalarının metraj üzerindeki karsızlıkları daha çok büyük projelerde, yeni inşaatlarda ortaya çıkıyor diye düşünüyorum.  Özge Hanım’ın da söylediği çok doğru. Benim tespit ettiğim kadarıyla son tüketici de böyle bir durum yok.  Örneğin bir şehirde  m2  8 TL olabiliyor.

Tabii şöyle bir durum var aslında Türkiye kişi başına düşen tüketim açısından dünyada en büyük pazar. Kişi başı 120 milyon satıştan kişi başı 1.5m2 düşüyor. Dolayısıyla aslında iyi bir pazar var. Bu Avrupa’da 0,5 civarında. Buna paralel olarak biz de bu sene Kastamonu Entegre olarak 9 ilde usta seminerleri yaptık ki adı üstünde seminer. Zaten bilen kişiler geliyor. Ürün lansmanı da yapıyoruz.   Sertifikasyon kısa vadede çözüm gibi görünüyor. Nihai tüketici bazında bu belgenin sorulacağını pek düşünmüyorum umarım bu bilinç oluşur.

ORSİAD: Evet sözü ustalara vermek istiyoruz. Neler söylemek istersiniz? Sorularınız var mı?

Aslan Ebrinç, Samsun Ladik:  1987’de İstanbul’a geldim masif parkeden başladım, laminat parkede alt bayi olarak çalışıyorum. Öncelikle emeği geçen herkese teşekkür ederim.
Benim gözümde 3 kısım usta var. bir bayilere maaşlı çalışan, iki bayilere götürü dediğimiz m2 başına çalışan ustalar var ve son olarak da serbest ustalar yani usta kendini  kanıtlamış kendi müşteri profilini oluşturmuş bir usta kesimi var.  Bence fiyat farkı buradan kaynaklanıyor. Şimdi biz ustalar olarak bu toplantının sonucunda beklentimiz, biz parkeyi kaça döşeyeceğiz konusudur.   Laminat ustasıyla masif sistre cilası ustasının fiyatını belirlemede çok düşündük.  Belki  fiyatlandırmak Ergün Bey’in dediği gibi kağıda dökmek bir çözüm olmayabilir ama bu kadar arkadaşı da buraya bir araya getirir.  Biz bu sorunları burada konuşmalıyız. Daha önceden bu sorunları kahvede oturup konuşuyorduk birbirimize kızıp duruyorduk. Şimdi  üreticisinden ustasına kadar herkes burada. Belki kısa vadede olmayacak ama uzun vadede bu soruna bir çözüm bulunacağına inanıyoruz.

Özge Sipahioğlu: Ben her üç fabrika adına şunu söylemek istiyorum, bir malı üretmek hele laminat parke gibi bir üründe, onun en kötü işçiliğini yaparak o malı rezil de edebilirsiniz. O yüzden üreticiler o malın iyi uygulanması konusunda tabii ki mutlu olurlar ve uzun vadede sağlıklı geri dönüş alırlar. Üreticiler tarafında da elbette ki iyi uygulama olmazsa olmaz bir şeydir.

Ergün Hacımurtazaoğlu: Emeğinizi 2- 3 ayda bu işi öğrendiğini düşünen  arkadaşlara emanet ederseniz hem size hem bize yazık olur. Satış sonrasına 10 tane arkadaş görevlendirsek de bu sorunu çözemeyiz. Bir sertifikasyona bağlarsak siz de devletin verdiği bu eğitimden geçip bir berber kalfası gibi çerçeveletip asacağınız bir ustalık belgesi alırsanız. İnanıyorum ki zaman içinde bu bir standarda oturacak ve ustalarımız hak ettiği değeri her anlamda görecekler.

Selim Usta Ankara: Benim buraya gelmemdeki amaç,  bizim fiyatlarımızın zamlanması için fabrikalara görev düşüyor. Şöyle ki 94 yılından beri masif ustasıyım. Kötü yapan usta tanınırdı. Laminat işi çok hızlı ilerlediğinden bunu ayırt etmek artık çok zor. Ben 8 milim parkeyi de , 3 milim parkeyi de 3 TL’ya yapıyorum.

Ergün Hacımurtazaoğlu:  Bu fiyatı biz belirlemiyoruz. Bir bayi geliyor proje işi aldım 25 TL bana özel iskonto yap diyor.  Tek tek fiyatları yazıyor  işçiliğe 6 TL yazmış ve  derzli olursa 8 TL olur diyor. Burada bir sıkıntı var. Bayi arkadaşlar bizden mi koparmaya çalışıyor buradaki sıkıntıyı anlamıyorum, siz burada bana  3 TL diyorsunuz!

Selim Usta: 8 milim parkeyi 10 milim parkeyi aynı fiyattan yapıyorsam ben o zaman sizin fabrikanın malını niye tavsiye edeyim. Nakliye masrafı  vb bir çok masraf var. 6 milim,  8 milim parkeden benim hesabıma hangisi geliyorsa müşteriye onu tavsiye ederim.  Sizler bize destek olmazsanız biz de sizin ürünlerinize sahip çıkmayız. Sizlerin malzemesini müşteriye öven anlatan ustalar, ama bayilerin bu umurunda değil.

Zeki Kara: bu konuda şunu söyleyelim ustalar bizim her zaman baş tacımızdır. Burada şu var,  verimli olması adına, bu işte fabrikalar ne kadar müdahil olacak. Sertifika konusunu destekliyoruz.  Merkezi Yeterlilik Kurumu işi yönlendirecek usta arkadaşların bu konuda bir yaptırımı olacak. Ergün Bey’ in dediği konuda evet bir sorun var. Şöyle bir standart olması lazım.  ORSİAD olarak  15 ustamızı  çağırarak belirlediğimiz bu tavsiye fiyat listesi bir kanun değil.  Ustaların bizden istediği şu, yürüyecek yol haritasında fabrikalar bu işi ne kadar üstlenecek.  Ergün Bey topu bayilere atsa da o iş o kadar kolay değil. Fabrikalar bu konuda ne kadar elini taşın altına koyacaklar. Yani burada bu işi fabrikaların Merkezi Yeterlilik Kurumu dediğimiz kurumlara ulaşması çok daha kolay. Eğer bir standart oluşturulacaksa fabrikalar komite kurmalı ORSİAD da kendi içinde bir komisyon oluştursun. Yani verilecek sertifikalar için hem üniversitelerden hem fabrikalardan hem de sahada uygulayacak arkadaşlardan bir komisyon oluşması lazım . Fabrikaların fiyat belirleme şansı yok. Ama burada şu var standart gelirse kullanılan aparatlardan tutun da memnuniyet formuna kadar her şeyde standart oluşur.

Necati Yılmaz: Büyük resme bakacak olursak,  bir nihai kullanıcı parkeyi alırken elli tane sertifika soruyor. Şimdi hangi ustayı seçeceğiz? Belki fiyatı az olan usta daha iyi ustadır. Şimdi bu sertifikayla bunu standarda oturtacağız. Benim evime gelen ustanın kalitesini nereden anlayacağım? Biz ne diyoruz, bir standart olsun. Buna sahipseniz ki bu listedeki fiyatı da ustalar belirledi. 15 kişi bile bunu belirlerken çok zorlandı. Bu fiyatı koruyacak kişi sizlersiniz.  Bunun tek çözümü sertifika programıdır. Her fabrika kendine göre eğitim veriyor.  A firması şilteyi ser diyor diğeri altına naylon koyma diyor vb. bunun bir standardı yok. Bu olmadığı sürece fiyatları da, haklarınızı da koruyamazsınız.  Geçmişte sektör küçüktü, usta azdı ve masif parkede belli bir sabit fiyat vardı. Bir usta ayda 3 gün iş yapınca o ayı kurtarırdı. Bir ustanın yarım bıraktığı işe diğer usta girmezdi. Dönüp dolaşıp iş aslında ustalarda bitiyor. Uygulayan sizlersiniz, asıl standardı siz oluşturacaksınız biz yüzlerce liste hazırlasak ta bunu koruyacak  sizlersiniz.  Bu sertifika alındıktan sonra ürünlerin üzerine şunu yazacağız, “Bu ürün  A grubu sertifikalı usta tarafından döşenmelidir. Sertifikalı usta döşemediği sürece garanti dışıdır”  Burada yine size iş düşüyor. Ben fabrika olarak paketime yazmadıysam o zaman dersin ki bu ürünü almayın. Benim ürünümü pazarda tutmak da, silmek de sizin elinizde. O yüzden işte bunun alt yapısını oluşturmak için buradayız.

Sebahattin Yangın-Samsun:  Ustalar bizim baş tacımız dediniz ama katılmıyorum çünkü, bayi  bizim önümüze fiyat getiriyor 8 TL’ya ama biz hiç öyle bir fiyat görmedik. Diyelim ki usta 3 TL’ya yapıyor ben de 2.5 TL’ ya yapıyorum arabam var. Burada işi 2.5 TL yapana verince baş tacı olmuyoruz.  Diğer örnek  şa çı mıyız parkeci miyiz?  Bayi diyor ki zeminde sorun varsa usta düzeltir. Zemin düzgün olursa biz işimizi doğru yapacağız. Zemini düzeltecek olan biz değiliz ki!  Dükkancı diyebilir ki nihai tüketiciye zemini düzelttirmen lazım. Önceden dükkanın keşif yapması lazım.

Usta: Bana göre bu sorunun esas sahibi perakende satan dükkanlar. Örneğin taksi durağında laminat parke satılıyor. Buraya kim veriyor toptancı mı, fabrika mı bayi mi? Önerim şu; satış yapılan yerler nitelikli yerler olmalı her dükkan parke satmamalı ve sorumluluğun hepsini ustaya yüklememeli. Satış yerinin parke hakkında bilgisi yok. Bütün yükümlülük ustanın sırtında kalıyor. Herkese parke satılmamalı satıcı olarak. Usta toptancıdan 18 TL’ya alıyor parkeyi diyelim.  Piyasadan da aynı fiyata alabiliyor.  Bir usta günde ortalama 60m2 yer döşer. Bunu 3 TL’dan döşersek 180 TL aya vurursak 3.600 TL . Bir ayda fena bir para değil gibi duruyor. Fakat Bu 180 TL’nın içinde mazot parası,  işçi yemek parası,  hammaliye , şap tamiratı, kapı altı kesmesi masrafları var.  Bunları hesap edip düştüğünde o 180 TL 50-60 TL oluyor. Bu da ayda 1500 TL yapar.

Cemal Köse Usta: Bence sorun fiyatlarda değil bir kere taban fiyat olacak. Bence firmaların malının arkasında durması gerek. Nihai tüketiciye gittiğinde problem fabrikadadır. Fabrika hangi ustanın işi yaptığını bilmesi lazım. Laminat parkede sıkıntı çıktığında fabrikada çözüm sunmalı.

Yusuf Gürgün Usta:  Alt bayi olarak çalışıyorum. Öncelikle sorun biziz yani bütün ustalarda neden çünkü usta seyyar çalışanlar özellikle müşterisini alıp bayiye götürebiliyor. Bunun olmaması lazım. Müşteri parkenin bana kaça geldiğini bilmemesi lazım. İkincisi de bayilerin sıradan herhangi bir toptancısına daire sahibine parke satmaması lazım. Ya da bana verdiği fiyattan değil en azından 3- 4 TL üstüne koyarak satması gerekiyor.

Hamit Usta Batman:
Biz ustalar burada bir değer kazanmak istiyoruz. Fiyat belirleme evet bizim elimizde. Ergün Bey’in dediği gibi listeyi gösterip kimse yapmaz bunu bizim belirlememiz lazım. Biz satış yerlerine gittiğimiz zaman bir daire sahibi geliyor 24.5 TL’ya malzemeyi alıyor. Ben gittiğim zaman bana da 24.5 TL’ya veriyor. Ustaya bir fark bir değer olması lazım. Madem bu ürünü nihayetinde biz satıyoruz bunun bir anlamı olmalı.

Özge Sipahioğlu: Benim malımı rezil de edebilirsin vezir de edebilirsin bu güç sizin elinizde. Ama şunu yapmanız lazım burada hep beraber belli bir kaliteyi nasıl yakalarınızın derdindeyiz. Bu sektörde de yürekten inanıyorum belli bir fiyatı yakalayıp sertifikasız usta çalıştırmayacağımıza inanıyorum. Burada sektörden herkes oturduysa bunu konuşmak için geldi. Gelin birlik olalım.  Gerçek şu ki sen yoksan ben yokum. Biz sizle varız ya da yokuz.

ORSİAD Derneği Eğitim Komisyon Başkanı Mehmet Karahasanoğlu:  Ankara’da Mesleki Yeterlilik Kurumu’nda imza attık. Başkan bize 27 sayfalık parke ustalarının hazırladığı listeyi verdi elimize. Biz sizler için buradayız. Bir de bunu devlet istiyor. ORSİAD burada aracı bir kurum. En önemlisi zaten bunun  devlet şartlarını koymuş biz de imzayı attık.  Burada başkanımızın söylemiş olduğu hareketle sizlerden aldığımız verilerle 27 sayfayı revize edeceğiz.  Savcılık belgesi, giyim kuşam, SGK şartı gibi bir çok madde var. Bunları istiyorlar. Eğitim tarafı kurulduktan sonra da kademeli olarak bir değer belirlenecek.  A sınıfı  usta 8 TL’ya çalışırken B sınıfı 6 TL’ya çalışacak. Bu değer belirlendikten sonra devlet altına imza atacak.  Yani süreç böyle işleyecek. Hepinize katılımınızdan ötürü teşekkür ediyorum.

Satılmış İnan Usta: Kaçak var evet ve bu konunun üzerinde durulması gerekiyor. Diğer taraftan ustalar ustalıklarını yapmak istiyorlar fırsat verilmiyor çünkü biz eskiden de malzeme satardık masif zamında böyle değildi. Eskiden bir dükkan açılırsa masrafını sattığı malın karından çıkarırdı.  Şimdi usta o 6 TL yazdığı işe bayi bu rakamı yansıtmıyor 3 TL ustaya veriyor 3 TL kendisi alıyor.

Necati Yılmaz: Hiçbir kurum hatırına bu kadar zaman ayırmaz. Buradaki mesele kazan-kazan. Sizin karınız yükselirse işin kalitesi yükselecek ve fabrika kazanacak, pazar genişleyecek.  Derneğimiz de onun için tarafları bir araya getiriyor. Biz 30 senelik bir sorunu burada tartışıyoruz daha çok başındayız.

Ergün Hacımurtazaoğlu: Arkadaşların tabii yıllardan beri haklı olarak birikmiş sıkıntıları var.  Ortak bir paydada buluşmamız lazım birlik olmamız lazım. Ancak böyle bu kara düzenden çıkabiliriz. Biz diyoruz ki bu iş sertifikalı olursa siz de hak ettiğiniz değeri maddi manevi alırsınız.

Cem Selep: Ben bu kadar umutsuz değilim. Bence bugün itibariyle işin %50’si çözüldü diyebiliriz çünkü başladık.  Umutluyum çünkü, dünyada laminat parke oranı zemindeki oranı %40’lara yakın dünyada ise  %9 .  Canlı bir sektörümüz var. İikinci el konut alımlarında tercih edilen ürün hem fiyat hem kolay ulaşılabilmesi açısından dolayısıyla Pazar güzel. Sonuç olarak umutlu bakıyorum.

Zeki Kara: Burada şu var, fabrikaların da toptancıların da ustaların da sorumluluğu var. Biz ORSİAD olarak, fabrikalar olarak anlattığımız gibi bir sertifikalandırma çalışmamız var. Bunu bir noktaya kadar getirdik. Bu protokolü nereye kadar daha taşırız bunun çalışmasını hesabını yapıyoruz. Çünkü bu karlılığı artıracak artı değer katacak. ORSİADi olarak 25 toplantı yaptık. Sektördeyiz ve burada birbirimizi iyi tanıyoruz onun için bu sektörü ne kadar standartlara taşıyabiliriz bunun mücadelesini veriyoruz.

Necati Yılmaz:  Biz ateşten bir gömlek giydik bunu bugün daha iyi anlıyorum . Fabrikaların ve ustaların bizden beklentilerini değerlendirerek devlet destekli bir sertifika alma yoluna gittik. Bugün burada bu sürede bunu çözmemiz mümkün değil tabii ki. İşin yarısını bitirdik. Burada sertifika devreye girdiğinde fabrika taşın altına elini sokmuş olacak. En az 10.000 usta sertifikalandırılacak. Bunu dernek kendi başına yapamaz her fabrika kendi atölyesini, sınıfını kuracak, devletin belirlediği standartlarda eğitim verecek. Fabrika bu noktada devreye girmiş olacak.
Tarafların beklentilerini asgari müşterekte buluşturmak için yola çıktık, lütfen sabırlı olun birlikte hareket edin, dayanışma içinde olun.  Ancak sizlerin desteğiyle yol alabiliriz.