Aklı kullanmak ve bir bütün olarak yaklaşmak lazım

Akıl yetmez. Herkes de var. Ancak akılcı olmak lazım. Yani aklı kullanmak ve bir bütün olarak yaklaşmak lazım.

Ormanları sömürmek lazım. Sömürü  sürekliliği varsa sömürüdür. Diğer türlü ayağından vurmaktır. Yani, ormanı işledikçe, kestikçe daha fazla veriyorsa, sömürmek ve sömürdükçe arttırmak mümkündür. Bu anlayışla ormancılığı disipline etmek lazım gelir.

Ormancılık tarifini de yeniden gözden geçirmek ve globalleşme sürecini dikkate alarak yapmak gerekir. Ormanda tohum ekiminden, fidan dikiminden, üretim sürümüne; pazarlamasından, sanayicinin fabrikasına kadar taşınması, katma değerli  ürünün tüketiciye ulaşması, etki ve tepkisinden, şikayetlerinin giderilmesine kadar ki sürecin bütünü olarak kabul etmek lazım gelir. Böyle olduğunda, ahşap ve türevlerinin ikame ürünler karşısında metal, pvc, alüminyum, taş gibi yenilenmeyen ürünlere karşı üstünlüğünü ispat etmek, ifade etmek, anlamlaştırmak gerektiğini söylemek isterim.

1900’lü yılların başından bugüne, teknolojinin gelişimi, makine ve ekipmanların gelişimi süreci dikkate alındığında ormanlar balta girmemiş olmaktan çıkmış ve ormanlara sürdürülebilir tekniklerle işletilmesi sonucu olarak, her geçen gün insan müdahalesi ile işletmecilik yaygınlaşmış ve dolayısı ile  üretim artışının sürekliliği ile birlikte hem orman alanlarında artış hem de ormanın servetinde ve yıllık ormana eklenen değerde artış görülmekte, dolayısı ile sürdürülebilir sömürünün ormanlar ve insanlar üzerinde olumlu artışı rakamlarla ve tecrübelerle sabit hale gelmiştir.

Özet olarak, ormanlar ekonomik ve ekolojik varlıklardır. Tavuk yumurtadan, yumurta tavuktan misali, ekonomisi olmayan ekolojinin korunması, geliştirilmesi mümkün olamayacaktır. O halde, insanoğlu ihtiyaçlarını mümkün olduğunca doğal kaynaklardan ve yenilenebilir doğal ürünlerden karşılaması ile insanoğlunun mutluluğu artacaktır. Bunu temin etmek için, ormanları çok yönlü kullanmak, insanlığın istifadesine sunmak, biz ormancıların, ormandan geçimini temin eden kişi ve kesimlerin bir görevi ve amacı olmalıdır. Terapi ormanları ile psikolojik ve ruhsal hastalıklar iyileşecek, doğal ürünler kullanarak kanser başta olmak üzere fiziksel hastalıklar azalacak ve orman eşittir insan anlamında bir bütünlük meydana gelecektir.

Türkiye ormancılık sektörünün ülke ekonomisi içindeki yerini doğru analiz edebilmek için dünya orman varlığı ve orman ürünleri ticaretindeki genel durumun bilinmesi yararlıdır. Dünyada orman varlığı açısından en zengin ilk üç ülke Rusya Federasyonu, Brezilya ve Kanada’dır. Sadece Rusya tüm ormanların % 22,47’sine sahiptir. Buna karşılık, ihraç edilen orman ürünlerinin değeri dikkate alındığında, ABD, Kanada ve Almanya şeklinde bir sıralama oluşmaktadır. Orman varlığı açısından dördüncü sırada olan ABD, ihraç ürünlerinin değeri açısından ilk sıraya çıkmaktadır. Kanada da orman varlığını ihraç değerine dönüştürebilmiş bir ülkedir. Ancak, Almanya Türkiye kadar ormana sahip olmasına rağmen, ihracat değerinde üçüncü ülke olabilmiştir. Bu nedenle, ülkelerin ormanları refaha dönüştürme yeteneklerini sadece “sahip olunan orman varlığına” bağlamak doğru değildir. İthal edilen orman ürünlerinin değerleri izlendiğinde, Çin, ABD ve Almanya şeklinde bir sıralama görülmektedir. Bu da, ülke ihracatında ithalatın rolünü göstermektedir. Bir başka değişle, Almanya diğer ülkelerden satın aldığı orman ürünlerini kullanarak ihracatta dünya üçüncüsü  olmayı başarmıştır.

Üstelik Almanya’nın bu konuda yalnız olmadığı, Hollanda, Belçika, İtalya gibi, orman zengini olmayan ülkelerin de, diğer ülkelerin orman kaynaklarına dayalı bir orman endüstrisini kurabildikleri bilinmektedir. Konu Türkiye için analiz edildiğinde “bir yandan kendi ormanlarını geliştirirken, diğer yandan başkaca ülkelerden ithal edeceği orman kaynaklarını daha yüksek katma değerli ürünlere dönüştürerek, ihraç etme” temelli politikaları yapılabilir kılmakta, ulusal ekonomiyi geliştirecek bir fırsat alanı olarak dikkat çekmektedir.

Hammadde ithal edip, daha yüksek katma değerli ürünlere dönüştürerek satma yaklaşımı bazı Avrupa ülkelerinde de yaşanmaktadır. Orman varlığı Türkiye orman varlığı ile kıyaslanamayacak kadar küçük, Hollanda, Belçika, Lüksemburg gibi ülkeler, ithal edilen orman ürünü değeri bakımından dünyanın ilk sıralarda yer almakta fakat sattıkları orman ürünleri değeri açısından da başları çekmektedirler. Bu nedenle, dış ticaret rakamlarını Türkiye açısından değerlendirirken, ithal edilen orman ürünlerinin, özellikle yuvarlak odunların, tekrar ihraç ürünü haline getirebilme yeteneği noktasında irdelemek gereklidir.

Ayrıca işgücü, istihdam yönü ile değerlendirildiğinde; bu sektörün doğrudan ve dolaylı olarak yarattığı işlendirme düzeyi, ülke ekonomisine ve sosyal hayatına yaptığı katkının önemli bir göstergesi olan istihdamdır. İşsizlik hiçbir zaman bireysel bir sorun olarak kabul edilemeyecek toplumsal bir problemdir. İşsiz kalan emek, değerlendirilmeyen iktisadi bir kaynak olarak düşünülebileceği gibi; göç, boşanma, intihar vb. sosyal sorunların da kaynağıdır. Bu nedenle ormancılığın işsizlik sorununun çözümüne katkısı, önemsenmesi gereken bir katkıdır. Ormancılık, niteliksiz işgücüne kolay bir şekilde, ileri eğitimler gerektirmeden ve yüksek sermaye birikimlerine ihtiyaç duymaksızın iş yaratabilme, üstelik bu işi ülkenin her yerinde sunabilme özelliğine sahiptir.

Ormancılık sektörünün geçmişi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kamu işletmeciliği ve yönetiminin hakim olduğu, orman alanı, artım, yangınlar, suçların azalması vb konularda önemli mesafelerin kat edildiği ancak üretim maliyetleri, verimlilik düşüklüğü vb. sorunların da halen bulunduğu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, mevcut idarelerin hızla daha etkin çalışan birimler haline getirilmesi, ormancılığa katkı yapabilecek özel ve diğer kişi ve kurumlarının olanaklarından etkin bir şekilde yararlanılması gereklidir.

İnsanoğlunun mutluluğu, kapitalist üretim şeklinde fazla üretmekten dolayısı ile fazla tüketmekten geçmektedir. İstihdamı, verimliliği, karı ve sürdürülebilirliği dikkate alarak, ihtiyaçların daha çok yenilenebilir kaynaklardan, ormanlardan karşılanmasına yönelik doğal ve sağlıklı ürünlere yönelmek, teşvik etmek gerekir.

Buradan hareketle, ülkemizde iftihar edebileceğimiz bir lif ve yonga levha sanayi vardır. Devlet destekli yerine, risk almak ve dünya pazarlarını takip ederek Türkiye’nin coğrafyadaki üstünlükleri akılla birleştirilerek fırsata dönüştürülmüş ve dolayısı ile Avrupa ile boy ölçüşen bir mobilya sanayinin, mobilya sektörünün doğmasına, gelişmesine ve markaların oluşumuna kadar ciddi katkılar sunmuştur.
Bu bağlamda, lif ve yonga levha sektörünün hammadde ihtiyaçları yerli kaynaklardan karşılanmasına yönelik üretim artışı sağlanmalı, hammadde ithalatındaki kısıtlar kaldırılmalı, ormanların, odun hammaddesi üretimi, orman yolları, alt yapı eksikleri giderilerek ormanın kapasitesinden tam olarak faydalanılmalıdır. Bu nedenle kısa dönemde odun ithal etmeyi zorunlu kılmaktadır. Buradan hareketle; her çeşit desteğin verilmesi ve bugünlerde kriz ve sorunları ile boğuşan Avrupa’nın tüketemediği için üretimlerini satmak zorunda olduğu mdf, yonga levha, laminat parke ve profillerine kadar yarı mamül ürün ithalatına fiziki zorluklar getirmek sureti ile içerideki lif ve yonga levha sanayine destek verilmelidir.

Lif ve yonga levha sektöründen bir mobilya sanayi doğduğu için nasıl iftihar edebiliyorsak, mobilyanın bir diğer ara ürünü olan ahşap, ilk  ürünü kereste ile tarif edilen ve sonrasında türevi olarak masif parke, masif panel, masif taslak, kapı sereni gibi değişik isimle adlandırılan  mobilyaya yönelik ara ürün üreticilerinin hammadde ve pazara yönelik beklentilerini yerine getirmek için içeriden ve hariçten tedarik ettikleri hammadde ihtiyaçlarında kolaylıklar temin edilmelidir. Özellikle kereste sanayi can çekişmekte bir taraftan ithalatın artışı, diğer taraftan inşaat sektöründeki büyümenin yavaşlaması ve bu ürünlerin ihracatındaki dezavantajlarımız dikkate alındığında destek verilmesi, gerekirse kereste ithalatında da bazı önlemlerin alınabileceği düşünülmelidir.

Sabri Avcı
TOBB Orman Ürünleri Meclisi Başkan Yard.