Prof. Dr. Ege Yazgan : Dış Satım Son Derece Önemli Bir Hale Geliyor.

Türkiye ekonomisine baktığımızda son on yılı gerçekten başarılı geçti. Yalnız başarılı derken görüldüğü üzere bir çıkış var fakat büyüme dediğiniz şey yani yukarı çıkış hızlı görünse de dalgalanmalar da söz konusu.

Neden böyle peki?

En temel sorun herkesin bildiği üzere, Türkiye de bir cari açık söz konuş. Bu cari açık, gerçekten ciddi bir sorun mu acaba? Bir açıdan sorun bir açıdan da sorun olmayabilir. Ne kastediyoruz burada; aslında bu olaya birkaç bakış açısıyla yaklaşabiliriz.

Bir tanesi yani standart olan;  ihracatımızı karşılayamıyoruz ve daha fazla  ithalat yapmak zorunda kalıyoruz.

Bir diğeri de;  tasarruflarımız yani ekonomide yapmak istediğimiz yatırımları sürdürebilmek için yeterli tasarruf yok. Türkiye ekonomisinde üretimimizi artırabilmek için dış finansmana ihtiyaç var. Yani bu bir finansman gerekliliğidir. Bu neden sorun olacak? Bu finansman gelirse sorun yok ama finansman ya gelmezse işte o büyüme hızındaki dalgalanmanın en büyük sebebi . Bazen bu gelen para kesiliyor. Kesildiği zaman büyüme hızı da düşüyor.

Bir diğeri de ihracatla ilgili olarak rekabet gücümüzün, katma değer yaratmanın zorlaşması.

Bu etkenlerden en önemlisi cari açık problemi. Tasarruflarımız  çok düşük hatta son zamanlarda %12’lere kadar düştü. Yani Türkiye, gelirinin %25 i kadar yapması gerekirken %12 tasarruf yapıyor. Tasarruf yapmadığımız zaman yurt dışından belli bir finansman sağlamak zorundasınız. Peki bu dışarıdan gelecek tasarruf kalıcı bir biçimde gelecek mi ? Eğer kalıcıysa sorun yok. Bu ne demek, siz genç bir ülkesiniz tasarruf yapıyorsunuz, borç alıyorsunuz, genç bir ülke olduğunuz için ileride bunu ödersiniz. Gelip uzun vadeli yatırım yapıyor olmaları lazım. Örneğin fabrika kurmaları lazım ya da bazı projelerinizi gerçekleştirmeniz için uzun vadeli kredi veriliyor olması lazım. Ama Türkiye’ye gelen fonlar özellikle son zamanlarda gelenler kısa vadeli.

IMG_0092

Bu doğrudan olmayan sermaye, ülkemizden çabuk çıkamaz ama aniden gelen kısa vadeli bir sermaye işler kötüye gidince hemen piyasadan çekilip sizi zor durumda bırakabilir.

Şimdi demek ki büyüyebilmek için yurt dışı sermayeye bağlı durumdayız. Peki tasarrufları artırdığımızı düşünürsek tabi bu kolay bir şey değil dış finansman ihtiyacımız ortadan kalkar. Ama nasıl yapacağız? Son zamanlarda tasarruf yapılması yönünde getirilen bir sürü teşvik var fakat yeterince çalışılmasına rağmen tasarruflar kolay kolay artmıyor. İç tüketimi kısmayı denediğimizde de tasarruflarımız yukarı doğru gidiyor ama bu sefer de ekonomiyi boğmuş oluyoruz dolayısıyla büyüyemiyoruz.  Burada ihracatın önemi ortaya çıkıyor yani siz ancak ve ancak dışarıdan sermaye gelmediği zamanlarda bile büyüyebilmeniz için dışarıya daha fazla mal satabiliyor olmanız lazım. Daha doğrusu büyümenizi sürdürülebilir halde tutabilmeniz gerekiyor. Bunun başka bir yolu yok. O yüzden dış satım son derece önemli bir hale geliyor.

IMG_0049

Bu cari açık dediğimiz problemin böyle yönleri var. Şimdi bakıyoruz kimler borçlanıyor. Bu sağladığımız finansmanı birileri borç alıyor. Eski Türkiye ekonomisinde bunu yapan devletti. Yani devlet dışarıdan finansman sağlamak zorunda kalırdı. Şimdi ise  farklı. Şimdi Türkiye’de kamu maliyesi dengede. Devlet borçlu durumda değil dolayısıyla ekonomi daha sağlam durumda. Kimler borçlu? Şirketler, hane halkları borçlu. Bu nedenden dolayı dışa çok bağımlı oluyorsunuz. Ve ekonomi içerisinde riskiniz artıyor. Son zamanlarda kur da bu nedenden dolayı yukarı çıkıyor. Yani dış finansmanda zayıflama olduğu zaman döviz kuru yukarı doğru çıkıyor.

IMG_0096

Esas bizi ilgilendirilen konu yani büyüme tarafı. Geçtiğimiz yıl Türkiye ekonomisi %4 büyüdü. Bu geçen yıla göre gayet başarılı ve bu yine iç taleple oldu. Türkiye geçen yıl 60 milyar dolar bir fonu Türkiye’ye getirmeyi başardı. Ama bu dış satımla olmadı. Mesela 2012’de dış satım olduğu yıl büyüme zayıf. Çünkü o sırada ihracatınızı yaptığınız pazarlar özellikle Avrupa ciddi bir ekonomik durgunluk var ve burada genişleme olmadan dış satımı ileriye götürmek pek mümkün olmuyor. Dolayısıyla geçen yıl yine iç taleple büyüdük. Bu da dışarıdan para gelmesine bağlı olarak olabiliyor. Yani 60 milyar fonu yurt dışından yine çekebilecek mi? Bu döngünün kırılmasının tek yolu ihracatımızı artırabilmemiz. Bunun da tabi bazı belirleyenleri var. Sadece kur değil evet kur ihracat yaptığımızda yardımcı oluyor fakat aynı zamanda burada kontrol edemeyeceğimiz başka bir değişken ihracat yaptığımız pazarlardaki büyüme yani Avrupa.

IMG_0093

Avrupa biraz biraz kendini toparlamaya başladığı için bu yıl yani içinde bulunduğumuz yıl, sizin, ihracat artırımınızda daha fazla iç pazara dayanmadan %4 bir büyümeyi tutturmayı başarabileceğiniz bir yıl olabilir.

Sözü çok uzatmadan esas konuya dönecek olursak;

Hep karamsar şeyler söylüyorduk, büyüme tahminlerimizi %2.5 gibi oranlarda hep düşük tutuyorduk Şimdi belki daha yukarıya doğru çıkabiliriz. Çünkü belli bir istikrarla birlikte Türkiye’ye yeniden iç talebi artıracak fon girmeye başladı. Ama henüz bunun etkilerini daha yeni yeni görüyoruz. Mesela tüketici kredileri iç talepte hareketlenme olduğunu gösteriyor. Bu arada sunu da söylemek gerekir, bu model yani iç taleple büyüme modeli çok da sürdürülebilir bir model değil. Çünkü dışarıdan gelecek olan paraya bağımlısınız dolayısıyla istikrar sağlamanız zorlaşıyor.  Ama dış satımı sağlayacağınız ortam gerçekleşene kadar ki oraya gidene kadar ister istemez düşük büyümeye razı olmak istemiyorsanız iç taleple büyümeye devam etmek zorundasınız. Şimdi 2014 yılı için bu söz konusu mu?. İşte yavaş yavaş düzelmeye başladı ama tüketici kredilerinde böyle bir genişleme göremiyoruz. Fakat sermaye kaçışları uzun bir zamandan beri olmasına rağmen son zamanlarda Türkiye’ye sermaye yeniden girmeye başladı. Dolayısıyla iç talebe bağlı büyüme modelinin hala sürdürülebileceğine dair bir ışık var. Özellikle burada seçimlerin etkili olduğunu düşünüyoruz. Reel sektörde de belli bir ölçüde toparlanmayı görüyoruz.

Kısaca değerlendirme yapacak olursak;

2014’ü nasıl görüyorum. Şimdi geldiğimiz yer itibariyle bu yılı 1 ay öncesi kadar karanlık görmüyorum. Şu anda seçim sonrası tekrar şöyle bir umudumuz vardı. Dış satımda kurdaki hareketlenmeye paralel olarak biraz da Avrupa’da düzelmeye paralel olarak bir artış olacağı yönünde. Şu anda biraz daha iyimseriz. İçeriye belli bir ölçüde sermaye girişleri olmaya başladı. Tüketici güveni de yerine geldikten sonra ekonomide belli bir canlanmayı görmeye başlıyoruz. Bu tabi iç talep kaynaklı bir canlanma. Peki bu ekonomiyi hedeflenen %4’e çekebilir mi? Bu her ne kadar soru işareti olsa da bir umut olduğunu şu anda görmüş durumdayız. Bu hem iç taleple hem de biraz dış talebin katkısıyla olacak. Burada önemli olan tabi kur tahmini. Daha aşağılara düşeceğini düşünmüyorum ama çok sürpriz şeyler de olabilir. Mesela Avrupa merkez bankasının ciddi bir para basmasıyla ilgili tahminimiz var. Avrupa merkez bankası bu ciddi parasal genişlemeye giderse faiz oranlarında düşüş gerçekleşir ve Türkiye ekonomisi daha da genişler. %4 ü tutturma ihtimali de çok yukarılara çıkar. Yani şu anda daha iyimseriz.